Çikolata kisti, tıbbi adıyla endometrioma, yumurtalıkta oluşan ve içi koyu renkli, eski kanla dolu bir kisttir. Adı yemekle ilgili değildir. İçindeki kıvamlı koyu sıvı çikolata sosuna benzediği için bu ismi almıştır. Esas sorun kistin kendisinden çok arkasındaki hastalıktır: endometriozis.

Bu yazıda çikolata kistinin nasıl anlaşıldığını, hangi durumda sadece izlemenin yettiğini, ilacın ve ameliyatın ne zaman gündeme geldiğini ve gebelik düşünüyorsanız neleri bilmeniz gerektiğini anlatıyorum. Tedavi herkes için aynı değildir. Aşağıdakiler genel çerçevedir, size özel plan muayeneden sonra netleşir.
Rahmin iç tabakasına (endometrium) benzer doku rahim dışında, yumurtalığın içinde yerleştiğinde her adet döneminde hormonların etkisiyle kanar. Bu kan yumurtalığın içinde çıkış bulamaz, birikir ve zamanla koyulaşır. Ortaya çıkan yapı çikolata kistidir.
Hastalığın neden başladığı tam olarak bilinmiyor. Adet kanının bir kısmının tüplerden karın boşluğuna geri akması, bağışıklık sisteminin bu dokuyu temizleyememesi ve genetik yatkınlık öne çıkan açıklamalar. Annesinde veya kız kardeşinde endometriozis olanlarda, adetler erken yaşta başlamış olanlarda, döngüsü kısa ya da adetleri uzun ve yoğun olanlarda risk daha yüksektir.
Bir noktayı baştan netleştirmek isterim: çikolata kisti çikolata yemekten, stresten ya da kullandığınız bir ürünün etkisinden olmaz. Kendinizi bu konuda suçlamanıza gerek yok.
Bazı kadınlarda hiçbir yakınma olmaz, kist başka bir nedenle yapılan ultrasonda tesadüfen görülür. Yakınma varsa en sık şunlar görülür:
Ağrının şiddeti kistin büyüklüğüyle her zaman orantılı değildir. Küçük bir kist çok ağrı yapabilir, büyük bir kist sessiz kalabilir. Endometriozis ağrısını "adet ağrısı böyle olur" diye normal kabul edip yıllarca beklemek, tanıyı geciktiren en sık nedendir. Hastaların birçoğu tanı almak için yıllarını kaybeder.
Tanıda ilk adım muayene ve vajinal ultrasondur (transvajinal USG). Çikolata kisti ultrasonda tipik bir görünüme sahiptir: içi homojen, "buzlu cam" gibi, genellikle tek odacıklı bir kist. Deneyimli bir gözle tanı çoğu zaman ultrasonla konabilir.
Ek olarak şunlar gerekebilir:
Önceleri tanının kesinleşmesi için laparoskopi gerektiği düşünülürdü. Güncel Avrupa rehberi artık ameliyatı tanı için altın standart olarak görmüyor. Ultrason ve klinik değerlendirme ile tedaviye başlanabilir, ameliyat gerçekten gerektiği durumlarda yapılır.
Büyük çoğunluğu iyi huyludur ve kansere dönüşmesi çok nadirdir. Yine de kistin ultrasonda katı bir bileşeni, belirgin kan akımı gösteren bir bölümü olması, hızlı büyümesi ya da menopoz döneminde ortaya çıkması durumunda ek inceleme gerekir. Bu yüzden "iyi huylu zaten" diye uzun süre kontrolsüz bırakmayın.
Tek bir doğru tedavi yoktur. Karar şu faktörlere göre verilir: yaşınız, yakınmalarınızın şiddeti, kistin boyutu ve sayısı, tek mi iki taraflı mı olduğu, yumurtalık rezervi, daha önce geçirdiğiniz ameliyatlar ve en önemlisi yakın zamanda gebelik isteyip istemediğiniz.
Yakınması olmayan, kisti küçük ve tipik görünümde olan kadınlarda hemen müdahale gerekmeyebilir. Düzenli ultrasonla (genellikle 6-12 ayda bir) kistin büyüyüp büyümediğine bakılır. Ameliyat yumurtalık rezervini azaltabildiği için, gerekmeyen ameliyattan kaçınmak da bir tedavi stratejisidir.
İlaçlar esas olarak ağrıyı ve hastalığın aktivitesini kontrol eder. Sık kullanılanlar:
İlaç tedavisi ağrıyı belirgin biçimde rahatlatır, bazı kistlerde (özellikle dienogest ile) küçülme sağlayabilir. Ancak kisti tamamen ortadan kaldırmayabilir ve ilaç bırakıldığında hastalık yeniden aktifleşebilir. Hormon tedavisi gebeliği engellediği için, gebelik isteyen kadınlarda ve sırf "doğurganlığı artırmak" amacıyla önerilmez. Bu tedavi doğurganlığı artırmaz.
Ameliyat kapalı yöntemle, yani laparoskopi ile yapılır. Karından küçük kesilerle girilir, kist yumurtalıktan ayrılarak çıkarılır (kistektomi) ve yumurtalık dokusu korunur. Kistin içi boşaltılıp sadece yakılan ya da yalnızca drenajı yapılan yöntemlerle karşılaştırıldığında kapsülün tamamen çıkarılması, kistin tekrarlama oranını daha düşük tutuyor.
Ameliyat şu durumlarda öncelikle düşünülür:
Ameliyatın bir bedeli de var ve bunu açıkça konuşmak gerekir. Kistin çevresindeki sağlıklı yumurtalık dokusu çok ince seçilemediğinde, yumurtalık rezervi (AMH) ameliyattan sonra düşebilir. Bu düşüş iki taraflı kistlerde ve daha önce ameliyat geçirmiş yumurtalıklarda daha belirgindir. Bu nedenle ameliyat öncesi AMH ölçülür, ameliyat dikkatli ve dokuyu koruyan bir teknikle yapılır. Aynı yumurtalıkta tekrarlayan ameliyatlardan mümkün olduğunca kaçınılır.
Çikolata kistiniz var diye gebe kalamayacağınız anlamına gelmez. Birçok kadın kistle ya da ameliyat sonrası doğal yolla gebe kalır. Ama endometriozis doğurganlığı azaltabilir, bu yüzden özellikle 35 yaş üstünde ve yumurtalık rezervi düşük olanlarda zaman kaybetmemek önemlidir.
Yaklaşım şöyle şekillenir: yaşınız, AMH düzeyiniz, eşinizin sperm analizi, tüplerin durumu ve ne kadar süredir gebelik beklediğiniz birlikte değerlendirilir. Bazı kadınlarda önce ameliyat ve sonrasında doğal deneme önerilir. Bazılarında, özellikle rezerv düşükse, ameliyatın yumurtalığa vereceği zarar göz önüne alınarak doğrudan tüp bebek tedavisi daha doğru olur. Burada herkese uyan bir kural yok. Karar, ameliyatın faydası ile yumurtalık rezervine olası etkisinin tartılmasıyla verilir.
Çikolata kistinin en can sıkıcı yanı geri dönebilmesidir. Ameliyattan sonra ilaçla bastırılmadığında kistin tekrarlama oranı yüksektir, bazı serilerde yüzde 50'ye ulaşan oranlar bildirilmiştir.
Bu nedenle gebelik istemeyen kadınlarda ameliyattan sonra uzun süreli hormon tedavisi önerilir. Doğum kontrol hapı ya da dienogest gibi ilaçlar kullanılır ve süre kişiye göre belirlenir. En çok nüks, kadınların tedaviyi kendiliğinden bırakmasından sonra görülür. Hemen gebelik planlayan kadınlarda ise bu hormon tedavisi sırf gebelik şansını artırmak amacıyla verilmez, kontrol ultrasonuyla izlem yapılır.
Ameliyattan sonra ilk kontrolde yara yeri ve ağrı değerlendirilir. Sonraki kontroller 6 ayda bir ultrasonla yapılır, ihtiyaca göre aralık değişir.
Ani başlayan, çok şiddetli, tek taraflı alt karın ağrısı, bulantı ve kusmayla birlikte olan ağrı, bayılma hissi, ateş, ağrının hızla artması kistin dönmesi (torsiyon),patlaması ya da enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu durumda acil servise ya da muayeneye hemen başvurun.
"Kist bitkisel çaylarla eriyor" gibi vaatlere dikkat edin. Çikolata kistini ortadan kaldırdığı bilimsel olarak gösterilmiş bir bitkisel ürün ya da takviye yok. Bu ürünler zaman kaybettirebilir. Dengeli beslenme, düzenli hareket, sigaranın bırakılması ve ağrı için sıcak uygulama günlük yaşamı rahatlatır, ancak kistin kendisini tedavi etmez.
Ankara kliniğimizde ilk muayenede şikâyetleriniz, adet düzeniniz, gebelik planınız ve önceki muayene sonuçlarınız birlikte ele alınır. Ultrasonla kistin özellikleri değerlendirilir, gerekirse MR ve AMH gibi ek testler istenir. Tedavi seçenekleri avantajlarıyla ve dezavantajlarıyla anlatılır, karar sizinle birlikte verilir. Ameliyat gerektiğinde laparoskopik yöntem ve yumurtalık dokusunu koruyan teknik tercih edilir. Randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Genellikle kendiliğinden yok olmaz. Hormon tedavisiyle küçülebilir ya da stabil kalabilir, ama ameliyat dışında tamamen kaybolması beklenmez. Belirtisiz ve küçük kistlerde izlemle gidilebilir.
Evet, kalınabilir. Ancak endometriozis gebelik şansını azaltabilir. Gebelik planınız varsa ya da bir süredir gebe kalamıyorsanız, vakit kaybetmeden muayene olun.
Yumurtalık çıkarılmaz, yalnızca kist soyulur. Ama sağlıklı yumurtalık dokusunun bir kısmı kistle birlikte etkilenebilir ve yumurtalık rezervi (AMH) düşebilir. Bu risk iki taraflı kistlerde ve tekrar ameliyatlarda artar. Ameliyat öncesi bu konu mutlaka konuşulmalıdır.
Sadece santimetreye bakılarak karar verilmez. Yakınmalar, kistin görünümü, büyüme hızı, yaşınız ve gebelik isteğiniz birlikte değerlendirilir. 4 cm ve üzeri kistler daha dikkatli ele alınır, ama bu bir otomatik ameliyat sınırı değildir.
Evet, tekrar edebilir. Ameliyattan sonra hormon tedavisi kullanmak bu riski belirgin ölçüde azaltır. Gebelik isteyenlerde ise hormon tedavisi uygulanmaz, düzenli kontrol yapılır.
Menopozla birlikte östrojen düştüğü için endometriozis genellikle sessizleşir. Ancak menopoz sonrasında yeni gelişen ya da büyüyen bir kist mutlaka incelenmelidir.